Dünyanın En İyi Korunan Veri Bankası: Dna
Lineer kromozomların sonlarında, tekrar eden DNA dizilimleri vardır. Bu dizilimlere, Telomeres adı verilir. Telomeres’lerin önemli bir fonksiyonu bulunur. Savunmasız kromozom sonlarını, moleküler saldırılardan korurlar. Ancak, telomereslerin kendilerinin de bir korumaya ihtiyaçları vardır. Telomeresler, düzensiz genom parçacıklarına benzerler. Ancak, onları bir arada tutan bir protein vardır. Bu protein DNA replikasyonunun kromozom sonuna kadar kusursuz bir şekilde işlenmesi ile sorumludur. TRF1 isimli bu protein, shelterin isimli altı proteinli bir yapının parçasıdır. Bu protein, telomeresler boyunca DNA replikasyonunun hatasız çalışmasını sağlamak için özel olarak yaratılmıştır. Bu proteinin bulunmaması durumunda, telomeresler savunmasız kalacak, dna replikasyonu tamamlanamayacaktır. DNA, son derece hassas dengelere dayalı bir sisteme sahiptir. Bu sistemde, replikasyonun tamamlanaması gibi en ufak bir aksaklık, kanser gibi çok ciddi hastalıklara yol açar. TF1 isimli protein, genetik çoğaltmanın (replikasyonun) devam etmesi için adeta tüm engelleri ortadan kaldırmaktadır.. Bilindiği üzere, DNA’da çok sayıda tamir mekanizması bulunmaktadır. Bu protein ile birlikte, DNA’da sadece mutasyonlara ve dış etkenlere karşı tamir mekanizmalarının değil koruma mekanizmalarının da bulunduğu keşfedilmiştir. Bu, son derece önemli bir bilgidir.
Dünyanın en iyi yazılım programlarının bile, açıkları vardır. İçlerindeki bilgiler kolaylıkla hasara uğrayabilir, veri kaybı yaşanabilir ya da heklenebilir. Bu durumu önlemek için, geliştirilen her antivirüs programı düzenli güncellenmek zorundadır. Çünkü veri bankasına yapılan saldırılar, sürekli güçlenir. DNA’da da durum aynıdır. DNA, dünyanın en büyük veri bankasıdır. Ve dünyadaki en iyi yazılım programlarından bile daha korunaklıdır. Bir bilgisayarın işlem kapasitesi ile DNA’nın işlem kapasitesi arasında elbette ki kıyas yapılamaz. DNA, her saniye kendini kopyalamaktadır. Verilerini sürekli aktarmakta, sürekli işlem yapmakta ve hayatımız boyunca bir an bile durmadan dinlenmeden çalışmaktadır. O hiç durmadan çalışırken, sürekli saldırılar olur. Moleküler saldırılar, DNA’yı heklemeye, şifresini kırmaya ve sarmallarındaki bilgilerin arasına sızmaya çalışırlar. Ancak, ne kadar sızmaya çalışırlarsa çalışsınlar, bu imkansızdır. Çünkü DNA'da, hem tamir mekanizmalarıyla hem de TRF1 proteinin de olduğu gibi çok özel koruma sistemleri mevcuttur.. Üstelik, herhangi bir güncelleme yapmak da gerekmez. Sistem, hatasız ve açıksız olarak işler.
Biyomimetik
İnternet'ten İnterkoloni'ye
Bilgisayar Programcıları Balarılarından Örnek Alıyor (“The Internest” The Economist, 17 Nisan 2004,)
İnternet ortamında alışveriş yoğunluğunun giderek artması, beraberinde bazı önemli sorunları da getiriyor. Müşterilerin alışveriş davranışları çoğu zaman beklenenin dışında ve birbirlerinden tamamen farklı olabiliyor. Bu durumun ortaya çıkardığı değişken trafik ise on-line satış yapan internet sunucuları üzerinde ani yüklenmeler meydana getiriyor (Sunucu: Bir ağın kaynaklarını işleten ve istemci bilgisayarlara hizmet sunan bilgisayar). İşte bu yüklenmeleri düzenleyebilecek teknolojiler geliştirmek için Oxford Üniversitesi ve Georgia Teknoloji Enstitüsü'nden uzmanlar birlikte çalışıyor.
Yaşayan Fosiller
- Kanatlı Karınca
- Çekirge
- Yaban Arısı

-
Bu amberin içinde kanatlı karınca fosili bulunmaktadır. Günümüzde yaşayan kanatlı karıncalarla, milyonlarca yıl önce yaşayan örnekleri arasında hiçbir fark yoktur. Bu da diğer canlılar gibi, karıncaların da evrim geçirmediklerinin delilidir.
-
FOSİL NO: AI0051 YAŞ: 25 milyon yıllık DÖNEM: Oligosen BULUNDUĞU YER: Dominik Cumhuriyeti YAŞAYAN ÖRNEKLERİ:

-
Resimde görülen 108 – 92 milyon yaşındaki çekirge fosilleri, çekirgelerin hep çekirge olarak var olduklarının delilidir. Milyonlarca yıldır aynı olan çekirgeler, canlıların evrimleşmediklerini, yaratıldıklarını söylemektedirler.

-
Resimde Baltık amberi içinde 50 milyon yıllık bir yaban arısı fosili görülmektedir. 50 milyon yıldır aynı olan yaban arıları, diğer tüm canlılar gibi, yaban arılarının da evrim geçirmediklerini, onları Allah'ın yarattığını göstermektedir.




