Mikro Anahtarlara İlham Olan Palmiye Böcekleri

Bugün pek çok bilim adamı ve araştırma-geliştirme (ARGE) uzmanı projelerine başlamadan önce, bunun canlılardaki örneklerini araştırmakta, onlardaki sistem ve tasarımları taklit etmektedirler. Diğer bir deyişle bilim adamları, Allah’ın doğada yarattığı sistemleri görüp incelemekte ve bunlardan ilham alarak yeni teknolojiler geliştirmektedirler. Palmiye böcekleri de bilim adamlarına ilham veren binlerce canlıdan sadece bir tanesidir…
Özellikle son yıllarda doğadaki üstün yaratılış delilleri bilim adamlarına teknolojik gelişmeler konusunda büyük ölçüde ilham olmaktadır. Cornell Üniversitesi’nde Kimya ve Biyomoleküler Mühendisliği Bölümünde profesör olan Paul Steen tarafından tasarlanan mikro anahtarlar da bu örneklerden biridir.
Palmiye böceklerinden esinlenilerek son teknolojiyle üretilmiş bu anahtarlar, mikron seviyesi olarak nitelendirilen metrenin milyonda biri gibi bir boyutta kendi kendine çalışabiliyor. Bu mikro ölçekteki devre anahtarları, sıralar halinde birleştirilerek, daha büyük güçlü yapışkan bağ meydana getiren uygulamalarda da kullanılabiliyor.
Palmiye Ağacı Böceklerinin Hangi Özelliği Anahtara İlham Olmuştur?
Palmiye böceği, saldırıya uğrağı vakit saldırganlar gidene kadar kendini yaprağa yapıştırarak korumaya alır. Hemen ardından her biri sadece birkaç mikron genişliğinde ortalama 120 bin adet yağ damlası salgılar. Bu yağ damlaları da böceğin ayakları ve yaprak arasındaki teması sağlayan köprü görevini görür. Palmiye böceği yağ temasını mekanik olarak kontrol ederken, Paul Steen’in böcekten örnek alarak geliştirdiği anahtar ise su ve elektrik kullanmaktadır.
Mikro Anahtar Nasıl Çalışır?
Mikro anahtarın çalışma prensibi suyun yüzey gerilimine dayalıdır. Tıpkı iki ıslak kağıdın birbirine tutunma şekli gibi, anahtar bir yüzeyle temas halinde bulunan su zerreciğinin oluşturduğu yüzey gerilimini kullanır.
Bu anahtar, bağ oluşturma ya da bağdan kurtulmayı yüzey gerilimi ile sağlamaktadır. Bir su zerreciği elektrodlardan gelen elektriği kullanarak, düz bir plakanın altına ya da üstüne doğru hareket eder. Suyun içinde bulunan elektrik, sudaki iyon adı verilen artı yüklü atomları, plakaya gömülmüş olan gözenekli ince cam diskin kılcallarına doğru taşır. Su hareket eder ve plaka üstünde mikrometre boyutunda bir zerre damlacık haline dönüşür. Açığa çıkan damlacık artık başka bir yüzeye yapışabilir. Oluşan bağı kırmak için ise, elektrik açığa çıkan zerreyi kılcal gözeneklerden geri çeker.
Milimetre boyutundaki zerreler ve mikron boyutundaki gözeneklerle birlikte, 5 volt elektrik 1 saniye içinde anahtarı çalıştırabilir. Aynı zamanda araştırmacılar daha küçük zerrelerin hareket sağlamak için daha az enerji gerektireceğini ve daha hızlı açma kapama yapılabileceğini öngörmektedirler. Mühendisler, yüzlerce nanometre küçüklüğündeki (yaklaşık 1 metrenin milyarda 1’i kadar olan) ve böcek damlacığının 10’da biri boyutundaki bir anahtarın da araştırma aşamasında olduğunu söylemektedirler. Mikro anahtarın mucidi olan Paul Steen bu teknolojiyi şu şekilde yorumlamaktadır:
“Bu yeni teknoloji elimizin büyüklüğü ile nanometre kadar küçük boyutlar arasındaki uçuruma bir köprü olacaktır. Bizim bu iki farklı boyutun birbiriyle iletişimini sağlayabilecek cihazlara ihtiyacımız var.” (http://www.news.cornell.edu/chronicle/05/08_25_05.pdf)
Bilim adamlarının model aldığı ve üzerinde düşündüğü bu küçük canlıdaki özellikler, Yüce Allah’ın yaratışındaki kusursuzluğu görmemiz açısından önemli bir örnektir. Canlılar, bu özelliklere yaratıldıkları ilk andan itibaren, milyonlarca yıldır sahiptir. Oysa insanlar bu üstün yapıları ancak son birkaç yüzyıldır taklit edebilmektedir.
Kainattaki canlı, cansız herşey Yüce Allah’ın yaratma delillerine örnektir. Herşeyin Allah’ın kontrolünde olduğunu bilen, tüm canlılara özelliklerini bahşedenin ve nutku verenin Rabbimiz olduğunu bilen bir Müslüman için yaratılış delilleri önemli birer iman hakikatidir. Rabbimiz bu gerçeği Kuran’da şu şekilde açıklamaktadır:
“(Bunlar,) ‘içten Allah’a yönelen’ her kul için ‘hikmetle bakan bir iç göz’ ve bir zikirdir.” (Kaf Suresi, 8)
“Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır...” (Nahl Suresi, 66)
Palmiye böceği, kendi ağırlığının 100 katı olan bir kuvvetle palmiye yapraklarına nasıl yapışır? Bu böcekler elektroniğe nasıl model oldu?
Aluminyum kadar güçlü bağlar oluşturan ve bu bağları oluşturmak için su zerreciklerini kullanan bu anahtar, yaratıldıkları ilk andan beri bu tekniği kullanan Palmiye böceklerinden esinlenerek tasarlanmıştır.
Böceklerin palmiye yaprağına yapışma kuvveti kendi ağırlığının 100 katıdır. Bu rakam bir insanın 7 arabayı taşıyabilme kuvvetine eşittir.
Biyomimetik
AWACS'lardan Üstün Tasarıma Sahip Yarasalar

Diğer canlılar gibi üstün bir yaratılışla yoktan varedilen bulldog yarasası, sonar sisteminin yardımıyla balık avlayabilmektedir. Bu özellikleri nedeniyle onu hem avcı hem de erken uyarı özelliklerini beraberinde barındıran üstün bir savaş uçağı gibi düşünmek hiç de abartılı olmaz. Bulldog yarasası su yüzeyine yakın seyreden balığı, sonarı ile tespit ederek dalışa geçer. Yarasanın ayakları balık avı için ideal bir tasarıma sahiptir. Tırnakları bir jilet kadar ince ve keskindir. Avına yaklaştığında ayaklarını suya daldırır. Tırnaklarının ince yapısı sayesinde su direncinin olumsuz etkisi ile karşılaşmaz. Keskin, sivri uçlu ve iri tırnaklar, avı kavramak için iri cüsseli yarasaya bir avantaj sağlar. Bu özellikleriyle Bulldog yarasaları su içindeki hedefleri tespit etme konusunda, üstün teknoloji ile üretilen AWACS uçaklarından üstün bir tasarıma sahiptir.
Yaşayan Fosiller
- Kanatlı Karınca
- Çekirge
- Yaban Arısı

-
Bu amberin içinde kanatlı karınca fosili bulunmaktadır. Günümüzde yaşayan kanatlı karıncalarla, milyonlarca yıl önce yaşayan örnekleri arasında hiçbir fark yoktur. Bu da diğer canlılar gibi, karıncaların da evrim geçirmediklerinin delilidir.
-
FOSİL NO: AI0051 YAŞ: 25 milyon yıllık DÖNEM: Oligosen BULUNDUĞU YER: Dominik Cumhuriyeti YAŞAYAN ÖRNEKLERİ:

-
Resimde görülen 108 – 92 milyon yaşındaki çekirge fosilleri, çekirgelerin hep çekirge olarak var olduklarının delilidir. Milyonlarca yıldır aynı olan çekirgeler, canlıların evrimleşmediklerini, yaratıldıklarını söylemektedirler.

-
Resimde Baltık amberi içinde 50 milyon yıllık bir yaban arısı fosili görülmektedir. 50 milyon yıldır aynı olan yaban arıları, diğer tüm canlılar gibi, yaban arılarının da evrim geçirmediklerini, onları Allah'ın yarattığını göstermektedir.




