Hemoglobin Molekülleri
Alyuvarlar oksijeni sadece taşırlar. Vücut hücrelerinin, oksijeni kullanmaları için, özel moleküllere ihtiyacı vardır. İşte bu molekül, alyuvarlara kırmızı rengini veren hemoglobin molekülüdür.Vücudumuzdaki yaklaşık 25 trilyon küçük kırmızı hücre hiç durmadan yük taşır. Alyuvar isimli bu hücreler, kan sıvısı içinde bütün vücudu baştan aşağı dolaşır ve yerine göre oksijen ya da karbondioksit taşırlar. Bir hücrenin taşıdığı maddeye göre özel bir yapısının olması gerekmektedir.

İnsan vücudunun anne karnındaki gelişimi tıpkı bir binanın inşası gibi bir plan doğrultusunda gerçekleşir. Ancak bu plan bildiğimiz tüm planlardan çok daha kapsamlıdır. Bu plana, kullanılacak tüm malzemelerin tasarımı, hangi malzemenin ne kadar miktarla, ne zaman, nerede, hangi sıra ile kullanılacakları da dahildir. Nasıl ki bir binanın inşaatında elektrik, su tesisatını önceden hesaba katmanız gerekirse, insan bedeninin inşası sırasında da altyapıyı oluşturacak sistemlerin önceden düşünülmesi, inşanın bu detaylara göre gerçekleştirilmesi gerekir.
Şuursuz hücreler beyne ulaşan elektriği gören, duyan, tadını alan ruhun varlığından habersizdirDarwinizm bilim karşısında büyük açmaz içindedir ve hiçbir zaman açıklayamayacağı sayısız soruyla karşı karşıyadır. Bunların en önemlilerinden biri taş, toprak, çamur içinden ilk canlı hücrenin hatta ilk proteinin nasıl oluştuğu sorusudur. Her şeyi kör tesadüflerle açıklamaya çalışan evrim teorisi, tek bir proteinin bile tesadüfen oluşmasının imkansız olduğunun bilimsel olarak ispatlanması karşısında çaresizdir.
Her bir sinir hücremizde her an çok kompleks bir dönüşüm yaşanır. Nöronlardaki iletişim, elektrokimyasal yani kimyasal habercilerin, elektrik sinyalini açığa çıkardığı bir işlemdir.Elektriksel iletişimi anlayabilmek için öncelikle diğer bir denge mekanizmasına değinmek gerekir. Sözü edilen, sinir hücresi içindeki elektrik yüklü kimyasalların, yani iyonların oluşturduğu harika dengedir. Nöronlarda önemli görevler üstlenen iyonlar; 1 artı yüke sahip olan sodyum ve potasyum, 2 artı yüklü kalsiyum ve 1 eksi yüklü klorid iyonlarıdır.
Şuursuz atomlardan oluşan akyuvar hücrelerinin tercih yeteneğine, akla ve bilince sahip olması ve bu özellikleri kullanarak vücudu savunması, Allah'ın yaratmasındaki üstünlüğü gösterir. Gözle görülemeyen hücrelerin kendilerini bizim için feda etmeleri gözlerimizin önünde bulunan milyonlarca mucizeden biridir.Bir damla kanın içinde akyuvar adı verilen yaklaşık 400 bin mikro asker bulunur. Normal şartlar altında kanın her milimetrekübünde bulunan akyuvar sayısı 7.000-10.000 arasındayken, hastalık gibi acil ihtiyaç durumlarında bu sayı hızlı bir şekilde 30.000'e kadar yükselebilir.
Hücre zarı, hücrenin ihtiyacı olan maddeleri tanır, seçer ve büyük enerji harcayarak bu maddeleri hücre içine sokar. Bu transferlerdeki birçok olayın sırrı, kullanılan üstün teknolojiye rağmen hala çözülememiştir.20. yüzyıla kadar bilim çevrelerinde, hücre en küçük canlı birimi olarak kabul edilmekteydi. Ancak hücreyi çevreleyen ve hacim olarak ondan çok daha küçük olan hücre zarı araştırmacıların karşısına adeta yeni bir canlı türü gibi çıktı. Çünkü hücreyi çepeçevre saran bu zarın, karar verme, hatırlama, değerlendirme gibi özellikleri vardı!
Virüsler, hücrenin en tehlikeli düşmanlarındandır.Hücreyle virüsler arasındaki savaş, insan hayatı için büyük önem taşımaktadır. Virüsler kimi zaman nezle, grip gibi hastalıkların sebebi oldukları gibi, kimi zaman da AIDS, tifo gibi öldürücü hastalıklara da neden olmaktadırlar.Virüslerin hücreye saldırıları son derece öldürücü, çok gelişmiş saldırı teknikleri nedeniyle de bir o kadar hayret vericidir. Virüsler, hücreyi hücrenin kendi silahı ve imkanlarıyla vururlar. Kendi kopyalarını üretmek için yaptıkları bu akıl almaz saldırı, aslında bir anlamda intihar saldırısıdır.






