Maddenin Ardındaki Sır

Maddeyi Oluşturan Bağlar

Moleküllerin ve buna bağlı olarak da maddenin oluşması için atomların aralarındaki çeşitli bağlar oluşturmaları gerekir. Bu işlemler yeryüzündeki madde çeşitliliğinin kilit noktasını oluşturur. Bu konu hakkında bilgi sahibi olan ve düşünen her insan Allah ' ın benzeri olmayan azametine şahit olacak ve Rabbimizin şanını yüceltecektir. Birçok madde aynı atomları içermesine rağmen farklı görünür ve farklı özellikler taşır. Bunun da nedeni atomların molekülleri oluşturmak için aralarında kurdukları farklı kimyasal bağlardır.

Devamını Oku >>>

 

Maddenin Ardındaki Sır Konusu, Vahdeti Vücut Değildir

Maddenin ardındaki sır konusu, bazı kişilerin itirazlarına neden olmaktadır. Sözkonusu kişiler, bu konunun özünü yanlış anladıkları için, bu konunun vahdeti vücut öğretisi ile aynı olduğunu iddia etmektedirler.

Öncelikle şunu belirtelim ki, Sayın Harun Yahya ehli sünnet inancına sıkı sıkıya bağlıdır ve vahdeti vücud öğretisini savunmamaktadır. Ayrıca unutmamak gerekir ki, vahdeti vücut öğretisi Muhyiddin İbn Arabî gibi çok büyük İslam alimleri tarafından savunulmuştur.

Devamını Oku >>>

   

Rüya Alemi İle Dünya Hayatı Arasındaki Önemli Benzerlik

Rüya gördüğü sırada çalan saatin sesi ile uyanan insan kısa süreli bir şaşkınlık yaşar. Rüyasında yaşadığı sevinçler, üzüntüler, tattığı yiyecekler ya da hissettiği kokular kendisine hala o kadar gerçekçi geliyordur ki, rüyanın etkisini bir süre üzerinden atamaz.

Tarih boyunca pek çok düşünür rüyanın gerçek mahiyetini ve rüya ile dünya hayatı arasındaki ilişkiyi araştırmıştır. Alman bir felsefeci bu konuda şunları söylemiştir:

Biz şimdi uyanık halde miyiz, yoksa düş mü görüyoruz? Bu kuşkusuz anlamlı bir sorudur. Aslında bu soruyu çoğu kere düşümüzde sorduğumuz da olmuştur. Gene düşümüzde soruya verdiğimiz yanıtın, yani uyanık olduğumuz yanıtının, biz uyandıktan sonra yanlış olduğunu görmüşüzdür. Peki aynı yanılgı şimdi de olamaz mı? Hayır diyemeyiz, çünkü pekala bir gün düş gördüğümüz ortaya çıkabilir. (Hans Reichenbach, Bilimsel Felsefenin Doğuşu, s. 179)

Devamını Oku >>>

   

Masonluğun İçyüzü 4

Türkiye'de Masonluğun Gizli Tarihi

Türkiye'deki masonluğun kaynağı her ne kadar Ahiliğe, esnaf localarına ya da Bektaşiliğe bağlanmaya çalışılsa da, gerçekte masonluk kökü dışarıda olan bir örgüttür. Türkiye'de yapılan ciddi çalışmalar ve masonik kaynaklar, masonluk tarihini genellikle 3 döneme ayırmaktadır.

Türkiye Masonluğunda 3 Dönem

Türkiye'de masonluğun tarih sahnesine çıkışı Avrupa'dan 20 yıl sonra gerçekleşir. Bu çıkış ise tamamen dış kaynaklı olup;

  1. 1. Meşrutiyet öncesi dönem 
  2. 1909 yılından mason localarının Atatürk tarafından kapatıldığı 1935 yılına kadarki dönem
  3. 1948'de locaların uyku döneminden çıkarak yeniden faaliyete geçtiği dönemden günümüze kadar; olmak üzere 3 döneme ayrılmıştır.

    Devamını Oku >>>

   

Rüya Alemi İle Dünya Hayatı Arasındaki Önemli Benzerlik

Rüya gördüğü sırada çalan saatin sesi ile uyanan insan kısa süreli bir şaşkınlık yaşar. Rüyasında yaşadığı sevinçler, üzüntüler, tattığı yiyecekler ya da hissettiği kokular kendisine hala o kadar gerçekçi geliyordur ki, rüyanın etkisini bir süre üzerinden atamaz.

Tarih boyunca pek çok düşünür rüyanın gerçek mahiyetini ve rüya ile dünya hayatı arasındaki ilişkiyi araştırmıştır. Alman bir felsefeci bu konuda şunları söylemiştir:

Biz şimdi uyanık halde miyiz, yoksa düş mü görüyoruz? Bu kuşkusuz anlamlı bir sorudur. Aslında bu soruyu çoğu kere düşümüzde sorduğumuz da olmuştur. Gene düşümüzde soruya verdiğimiz yanıtın, yani uyanık olduğumuz yanıtının, biz uyandıktan sonra yanlış olduğunu görmüşüzdür. Peki aynı yanılgı şimdi de olamaz mı? Hayır diyemeyiz, çünkü pekala bir gün düş gördüğümüz ortaya çıkabilir. (Hans Reichenbach, Bilimsel Felsefenin Doğuşu, s. 179)

Devamını Oku >>>

   

Beş Duyu ile Algıladıklarımızın Tamamı, Beynimizdeki Elektrik Sinyallerinin Yorumlanmasıdır

İnsanların bazıları, görüntünün beyinlerinde oluşan elektrik sinyallerinden ibaret olduğuna kanaat getirseler de, başka bir algının, örneğin dokunmanın farklı olduğu hissine kapılabilirler. Bir şeye dokunarak veya onu koklayarak maddenin gerçeğine ulaşabildiklerini zannedebilirler. Ama aslında yine, beyinlerindeki elektrik sinyallerinden başka bir şeyi algılamamaktadırlar.

Elimizde bir şeye dokunduğumuzda, gerçekte o şeye dokunmayız. Sürekli hareket halinde olan atomlar arasında kimyasal bir bağ kurulur, fakat bu iki atom da birbirine asla “dokunmaz”. Dolayısıyla dokunduğumuzu zannettiğimiz bir şeye fiziksel anlamda hiçbir zaman dokunamamışızdır. Bu gerçekte oluşmayan dokunma hissi sonucunda yalnızca elimizdeki atomlar titreşir ve bir elektrik akımı başlatırlar.

Devamını Oku >>>

   

Duyularınızın gerçekliğinde

Diğer insanların sizin gibi görüp görmediklerini, kokuları sizin gibi algılayıp algılamadıklarını ya da dokunduklarında sizin gibi hissedip hissetmediklerini düşündüğünüz oldu mu? Belki de düşündünüz, ama başkalarının algı dünyasını bilmeniz mümkün olmadığı için kesin bir sonuca varamadınız? Konuyla ilgili son bilimsel gelişmeler, bu gibi düşüncelerinize önemli katkılar sağlayacak nitelikte.

 Asırlardır merak edilmiş bir sorudur: “Benim dünyayı algılamam, sizinkinden ne gibi farklılıklar gösteriyor?” Bir kırmızı güle baktığımızda bunun mavi veya yeşil olmadığı konusunda hem fikiriz ama benim gördüğüm kırmızı acaba sizin gördüğünüz kırmızı gibi mi? Veya burnuma gelen kokuyu siz acaba nasıl algılıyorsunuz? Duyusal tecrübelerimizin içsel niteliği bu sorulara kesin bir cevap vermeyi engelliyor. Ancak duyu bilimciler yaptıkları deneylerde elde ettikleri sonuçların “Algı dünyalarımız farklı mı?” sorusuna “Evet” cevabını vermek için yeterli olduğunu düşünüyor.

Devamını Oku >>>

   

Page 1 of 3

Biyomimetik

Dünyanın En Büyük Pelikanı

1967 yılında ABD casus uyduları Hazar Denizi üzerinde hareket eden dev bir cisim belirledi. Yetkililer derhal bu durumdan haberdar edildi. Bir grup araştırmacı Washington’ın dışında Savunma ve İstihbarat Ajansı DIA’nın “Yeşil Oda” olarak adlandırılan bölümünde bu durumu konuşmak amacıyla bir araya geldi. Cisim uçağa benziyordu ama bilinen en büyük yolcu uçağından iriydi. Devasa bir yapıya sahipti ama kanatları oldukça küçüktü. Uçması imkansız görünen bu şey odadaki yetkilileri oldukça şaşırtmıştı. Bir ordu albayı, ‘bu bir canavar’ dedi. Bir diğeri ise ‘evet’ diye cevap verdi ve ‘Loch Ness Canavarı’ dedi.”(1)

Devamını Oku >>> Dünyanın En Büyük Pelikanı  

Yaşayan Fosiller

 

  • Bu amberin içinde kanatlı karınca fosili bulunmaktadır. Günümüzde yaşayan kanatlı karıncalarla, milyonlarca yıl önce yaşayan örnekleri arasında hiçbir fark yoktur. Bu da diğer canlılar gibi, karıncaların da evrim geçirmediklerinin delilidir.
  • FOSİL NO: AI0051
    YAŞ: 25 milyon yıllık
    DÖNEM: Oligosen
    BULUNDUĞU YER: Dominik Cumhuriyeti
    YAŞAYAN ÖRNEKLERİ:   

  • Resimde görülen 108 – 92 milyon yaşındaki çekirge fosilleri, çekirgelerin hep çekirge olarak var olduklarının delilidir.   Milyonlarca yıldır aynı olan çekirgeler, canlıların evrimleşmediklerini, yaratıldıklarını söylemektedirler.
  • YAŞ:  108-92 milyon yıllık
    DÖNEM: Kretase
    BULUNDUĞU YER: Santana Oluşumu, Ceara, Brezilya
    YAŞAYAN ÖRNEKLERİ:   

  • Resimde Baltık amberi içinde 50 milyon yıllık bir yaban arısı fosili görülmektedir. 50 milyon yıldır aynı olan yaban arıları, diğer tüm canlılar gibi, yaban arılarının da evrim geçirmediklerini, onları Allah'ın yarattığını göstermektedir.
  • YAŞ: 50 milyon yıllık
    DÖNEM: Eosen
    BULUNDUĞU YER: Kaliningrad, Rusya
    YAŞAYAN ÖRNEKLERİ: