Antik Mısır'da Ampul Kullanılarak Aydınlatma Yapılıyordu
İnsanlık tarihi, antik dönemlerde yaşayan insanların -evrimcilerin iddialarının aksine- tahmin edilenden çok daha üstün bir teknoloji ve medeniyete sahip olduklarını gösteren yüzlerce delil ve bulguyla doludur. Antik Mısırlıların elektrik ilmine sahip olmaları da bu delillerden biridir.

Evrim teorisi canlıların, cansız maddelerden kendiliğinden ve tesadüfler sonucu oluştuğunu iddia etmektedir. Ancak yıllardır ideolojik nedenlerden ötürü ayakta tutulmaya çalışılan bu teori, 20. ve 21. yüzyılın ilerleyen teknolojik imkanlarıyla tamamen çökmüş durumdadır. İşte bilim dünyasından evrim teorisini açmaza sürükleyen yeni gelişmeler...
Böceklerin, diğer canlılarla kıyaslandığında çok ayrı bir yeri vardır. Fosil kayıtlarına bakıldığında bu canlıların en az, 400 milyon yıldır varlıklarını sürdürmekte oldukları görülür. Bu dönem boyunca, çeşitli felaketler yaşanmış, dünyadaki hayvan türlerinin büyük bir kısmı yok olmuştur. Bu olaylardan hiç etkilenmeyen belki de tek canlı türü böceklerdir. Sahip oldukları üstün tasarımla her türlü ortamda çoğalmışlardır. Çölde, ormanda, göllerde, buzullarda, kısacası her yerde böcekler vardır.
Pek çok insan Darwin’in evrim teorisini bilimsel bir gerçek sanır. Oysa teori, günümüz modern bilimi tarafından geçersiz kılınmış bir 19. yüzyıl masalıdır. Teorinin ortaya atılmasından bu yana gelişen biyokimya, mikrobiyoloji, genetik, paleontoloji, anatomi gibi bilim dalları, evrim teorisinin sadece hayal ürünü bir senaryo olduğunu göstermiştir. Bilim, evrim teorisini geçersiz kılarken, öte yandan hayatın gerçek kökenini ortaya çıkarmaktadır: Yaratılış! Tüm canlıları Allah kusursuz bir biçimde yaratmıştır ve canlılar hiçbir evrim geçirmemişlerdir. Bu film; 1) Hayatın Kökeni, 2) Hayali Evrim Mekanizmaları, 3) Fosil Kayıtları olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır.
Darwinistlerin uzun zamandır dile getirdikleri “maymunların 48 olan kromozom sayısı, iki kromozomun birleşmesi sonucunda zamanla 46’ya düştü ve sonunda insan oluştu” şeklindeki izahları bazı kişiler için oldukça aldatıcı olabilir. Çünkü anlatım bilimsel açıdan her ne kadar olağanüstü mantıksız olsa da son derece basittir ve konu hakkında bilgisi olmayan kişiler için yeterli derecede ikna edici olabilmektedir. Çünkü bu gibi kişiler, tek bir genin olağanüstü kompleksliğinden ve tesadüfi hiçbir değişime, dönüşüme izin vermeyecek kadar hassas olduğundan habersizdirler. Asıl önemlisi bu kişiler, Darwinistlerin tek bir proteinin oluşumunu bile açıklayamadıkları gerçeğini bilmemektedirler. 






