Penguenler Neden Vurgun Yemez?

Penguenler çok iyi yüzücülerdir. Suyun içinde yüzerken yaptıkları hareketlerle bir akrobasi gösterisi sunarlar. Yüzlerce metre derine inmeleri için tek bir nefes almaları yeterlidir. Dakikalarca suyun altında kalabilirler. Bir kez daha dalmak için yüzeye çıkıp yeni bir nefes alıp dinlenmeksizin derinlere dönebilirler. Ama burda penguenlerle ilgili bir soru işareti ortaya çıkmaktadır. Penguenler nasıl olur da böyle ani basınç değişikliklerinden etkilenmez ve vurgun yemezler? Bu soruya cevap arayan Japon araştırmacılar penguenlerin, uyguladıkları özel bir dalış tekniği sayesinde vurgunlardan kaçındıklarını ortaya çıkardılar.

Bir balık adam derinlere indiğinde yükselen su basıncı, bedenindeki küçücük boşluklarda yayılmış olan nitrojeni bulunduğu yerden çıkarır ve kana geçmeye zorlar. Balık adam yüzeye yükselmeye başladığında kanında tehlikeli miktarlarda nitrojen bulunması bedeni üzerinde birçok olumsuz etki doğurabilir. Ani basınç düşmesiyle birlikte yüksek nitrojen seviyesi sonucu eklem ağrıları, solunum güçlükleri ve hatta felçle karşılaşabilir.



Aynı sorunları penguenlerin nasıl olup da etkisiz hale getirdiğini inceleyen Tokyo Ulusal Kutup Araştırmaları Enstitüsü bilim adamları, Adelie ve kral penguenlerine elektronik cihazlar monte ettiler.(1) Katsufumi Sato ve arkadaşları bu cihazlar sayesinde Antartika ve Crozet adası açıklarındaki penguenlerin gerçekleştirdiği 650 dalışı uzaktan takip ettiler. Penguenlerin derinlik, hızlarının yanısıra kanat hareketlerinden ivmelerini de ölçen araştırmacılar hayvanların akcieğerindeki oksijenle ilgili bazı tespitlere vardılar. Böylece penguenlerin dalış ve yükseliş profilleri ortaya çıkarılmış oldu.

Buna göre penguenler dalış anında sürekli olarak kanat çırpıyorlar. Yukarı dönüşte ise yarı mesafeye ulaştıklarında kanat çırpmayı bırakıyor ve bedenlerinin doğal

batmazlığını kullanarak yükseliyorlar. Ancak dikey olarak yükselmek yerine eğik bir açı izleyerek yüzeye yaklaşıyorlar. (bkz. yandaki resim)Böylece yükseliş zamanlarını önemli oranda artırmış oluyorlar. Bu da kanlarına karışmış nitrojenin, azalan basınçla birlikte beden boşluklarına geri dönmesi için yeterli zaman anlamına geliyor.

Bir balık adamın da vurgundan kaçınmada tamamen aynı yöntemi izlediği hatırlandığında penguenlerin davranışı daha da hayret verici hale geliyor. Çünkü insanların aksine penguenler kendi beden fizyolojileri hakkında hiçbir bilgiye sahip değildir. Ne kanlarına nitrojen karıştığının ne de nitrojenin geri döndürülmesi için yükseliş süresinin uzun tutulması gerektiğinin farkında değildirler. Bu sevimli yaratıkları Allah yaratmış ve onlara üstün bir dalış yeteneği vermiştir. Yeryüzündeki tüm canlılar O'nun kontrolü altındadır.

"Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a tevekkül ettim. O'nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiç bir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.)" (Hud Suresi 56)

 

Biyomimetik

Doğada Şekil Hafızasına Sahip Bilinen Tek Madde: Örümcek İpliği

“Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır…” (En’am Suresi, 101)

“Şekil hafızası” fizikte bazı metal alaşımların, şekilleri bozulduktan sonra yeniden orijinal hallerini almasına denir. Bu mucizevi özellik, metale ısı verme anında veya daha yüksek sıcaklıkların olduğu ortamlarda meydana gelir. Ne var ki, örümceklerin ürettikleri “şekil hafızalı” iplikler herhangi bir dış müdahaleye ihtiyaç duymadan bu işlevi kolayca görür.

Doğada hiçbir etkiye maruz kalmadan eski şeklini kazanabilen tek yapı olan örümcek ipliği, örümceğin bedeninde bulunan 6 farklı keseden salgılanan ipeklerle üretilir. Bilim adamları ipliğin sağlamlığını belirlemek için Araneau diadematus örümceği ile aynı ağırlıkta küçük bir cismi 90 derecelik bir açı ile, üç farklı maddeden oluşmuş ipliklere bağlayarak iplikleri döndürmüşlerdir. Bu şekilde iplik malzemesinin orijinal durumuna dönmesinin ne kadar zaman aldığını kaydetmişlerdir.

 

Devamını Oku >>> Doğada Şekil Hafızasına Sahip Bilinen Tek Madde: Örümcek İpliği  

Yaşayan Fosiller

 

  • Bu amberin içinde kanatlı karınca fosili bulunmaktadır. Günümüzde yaşayan kanatlı karıncalarla, milyonlarca yıl önce yaşayan örnekleri arasında hiçbir fark yoktur. Bu da diğer canlılar gibi, karıncaların da evrim geçirmediklerinin delilidir.
  • FOSİL NO: AI0051
    YAŞ: 25 milyon yıllık
    DÖNEM: Oligosen
    BULUNDUĞU YER: Dominik Cumhuriyeti
    YAŞAYAN ÖRNEKLERİ:   

  • Resimde görülen 108 – 92 milyon yaşındaki çekirge fosilleri, çekirgelerin hep çekirge olarak var olduklarının delilidir.   Milyonlarca yıldır aynı olan çekirgeler, canlıların evrimleşmediklerini, yaratıldıklarını söylemektedirler.
  • YAŞ:  108-92 milyon yıllık
    DÖNEM: Kretase
    BULUNDUĞU YER: Santana Oluşumu, Ceara, Brezilya
    YAŞAYAN ÖRNEKLERİ:   

  • Resimde Baltık amberi içinde 50 milyon yıllık bir yaban arısı fosili görülmektedir. 50 milyon yıldır aynı olan yaban arıları, diğer tüm canlılar gibi, yaban arılarının da evrim geçirmediklerini, onları Allah'ın yarattığını göstermektedir.
  • YAŞ: 50 milyon yıllık
    DÖNEM: Eosen
    BULUNDUĞU YER: Kaliningrad, Rusya
    YAŞAYAN ÖRNEKLERİ: