1500 km Uzaktan Tam İsabet: Somon balıkları

Kuzey Amerika'nın Batı kıyılarındaki nehirlerde dünyanın en ilginç göçmenlerinden biri yaşar. Bunlar, türlü zorluklara göğüs gererek nehirler ve vadiler aşan somon balıklarıdır. Doğdukları yere ulaşmak için ters yöne, akıntıya karşı yüzerler kimi zaman bulundukları su yüzeyinden 4 metre yukarı sıçrayarak çağlayanları aşarlar. Sonunda hedeflerine ulaşırlar ve yumurtlamak için, doğdukları noktaya tam olarak geri dönmeyi başarırlar.

Milyonlarca yıldır yaşayan tüm somon balıkları, yaklaşık 1300–1500 km ' lik bu zorlu yolculuğu her yıl aynı beceriyle başarmaktadırlar. Peki ama nasıl?

Araştırmalar, somonların bu yolculuğu yerine getirebilmeleri için özel bir duyu sistemiyle yaratıldıklarını göstermektedir. Somonlar okyanuslarda yönlerini bulmak için, dünyanın manyetik alanını algılayan pusulalarla yaratılmışlardır. Bu sayede Pasifiğin dev suları içinde yönlerini hata yapmadan bulurlar.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken asıl nokta, somon balıklarının 1500 km'lik uzaklıktan yola çıkarak yüzlerce nehir yatağı arasında kendi doğdukları akarsu yatağını nasıl bulduklarıdır. Bu başarı, doğal pusuladan çok daha farklı bir sistem gerektirir.

Somon balıklarının bu müthiş yolculuğu nasıl gerçekleştirdiğini anlamak amacıyla Amerika'daki Wisconsin Lake Laboratuvarlarında çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmalar sonucunda somonların yönlerini belirlerken koku alma duyularını da kullandıkları ortaya çıkmıştır.

Somonlardaki Koku Alma Sistemleri

Somon balığının iki delikli bir burnu vardır. Su bir delikten girer, diğer delikten çıkar. Bu delikler balığın soluk almasıyla eş zamanlı olarak açılıp kapanacak şekilde tasarlanmıştır. Herhangi bir kokulu madde ihtiva eden su girdiğinde, balığın burnundaki alıcılar kimyasal olarak uyarılır. Bu kimyasal uyarı bir enzim reaksiyonuyla elektrik sinyallerine dönüştürülür ve merkezi sinir sistemine ulaştırılır. Balık bu sayede kokuyu algılar.

Somonların Koku Alma Hissi

Karada yaşayan omurgalı bir canlıda ise koku alma, koku moleküllerinin burundaki mukus tabakasında çözünmesiyle gerçekleşir. Buna karşın balıklarda çözünme gibi bir durum söz konusu değildir. Çünkü koku zaten suyun içinde ve çözünür haldedir. Bu, somon balıkları için büyük bir avantajdır. İşte bu sayede somonlar koku alma hissi çok gelişmiş av köpekleri gibi koku kaynağını rahatlıkla takip edebilirler.

Wisconsin Lake Laboratuvarlarında ilk olarak, balıkların çeşitli kokular arasındaki farklılıkları ne düzeyde algılayabildikleri sorusuna cevap aranmıştır. Bu amaçla özel kanalları olan bir akvaryum tasarlanmış ve her kanala farklı bir bitkinin kokusu şırınga edilmiştir. Deneyde sadece belirli bir kanalı kullanan balıklar ödüllendirilmiş, diğer kanalları kullanan balıklar ise elektrik şokuyla cezalandırılmışlardır. İşlemler 14 ayrı koku kullanılarak tekrarlanmıştır. Deney sonucunda balıkların kısa bir öğrenim sürecinin ardından, her defasında ödüllü kokuyu diğerlerinden ayırabildikleri görülmüştür. Önemli diğer bir bulgu da üzerinde deney yapılan yavru balıkların 3 yıl sonra bile doğru kokuyu hatasız tespit etmeleri olmuştur.

Bilim adamları araştırmanın sonuçlarına dayanarak balıkların insanla kıyaslanamayacak kadar güçlü bir koku alma duyusuna sahip oldukları kanaatine varmışlar ve şu sonuca ulaşmışlardır:

"Her akıntının kendine has bir kokusu vardır. Genç somon denize doğru yaptığı ilk yolculuğu sırasında kokuları tek tek hafızasına almaktadır. Dönüş yolculuğunda da hafızasındaki kokuların yardımıyla doğduğu yeri bulmaktadır." (Animal Engineering, Readings from Scientific American with Introductions by Donald Griffin, The Rockefeller University W. H. Freeman Com., sf.52-55.)

"Her akıntının kendine özgü bir kokusu var mıdır?" sorusunun cevabını verebilmek için de yukarıdaki deney iki ayrı ırmağın suyuyla tekrarlanmıştır. Balıkların bunları da ayırt edebildikleri görülmüştür.

Gerçekten de dünya üzerindeki her akarsuyun kendine özgü bir kimyasal bileşimi vardır. Bu bileşimlerin arasındaki farklar çoğu zaman o kadar küçüktür ki, hemen hiçbir canlı tarafından algılanmaz. Somonlar hariç…

Konuyla ilgili araştırmalar bir adım ileri götürülerek balıkların doğal ortamlarında sürdürülmüştür. Washington'daki Issaquah Nehri'nde, özel olarak burunları tıkanmış balıklar gözlem altına alınmıştır. Bu deneyde de koku alma duyularından yoksun bırakılan somonların şaşırdıkları ve yollarını bulamadıkları görülmüştür.

Bugüne kadar yapılan araştırmaların sonuçları bir gerçeğe işaret etmektedir: Somon balıklarının koku duyusu insanı hayrete düşürecek bir hassasiyete sahiptir. Sadece bu özellik bile evrimcilerin tesadüf iddiaları için büyük bir darbedir.

Evrimciler için açıklanamayan bir diğer soru da bu canlıların neden denizlerdeki zengin beslenme kaynaklarını terk ettikleridir. Yumurtalarını neden o anda bulundukları yere ya da neden denize değil de mutlaka denizden binlerce kilometre içerideki nehir kollarına bıraktıklarıdır. Bu canlılar, acaba neden böylesine zorlu bir mücadelenin içine girmektedirler?

Evrimcilerin iddiaları düşünüldüğünde olması gereken somon balıklarının sadece kendilerini yaşatmaya yetecek davranışlarda bulunmaları örneğin çevrelerinde bol bulunan bir yiyecek kaynağı bulmaları, belli bir yerde üreyerek yaşamalarıdır. Ancak somonlar tam tersine yumurtlamak için kendi hayatlarını tehlikeye atmakta ve müthiş bir enerji harcamaktadırlar. Bunun tek sebebi vardır. Bu canlılar, birçok insanın gözardı ettiği, kimisinin görmek istemediği, kimisinin ise görerek heyecan duyduğu bir gerçeği insanlara hatırlatmak için vardırlar. Bu, Allah'ın her yeri sarıp kuşattığı, tüm gücün Allah'a ait olduğu ve Allah'ın dilediği anda dilediği yerde mucize ve mükemmellikler meydana getirdiğidir.

Biyomimetik

Köpekbalığı Derisi Gemi Endüstrisine Yol Gösteriyor

Köpek balıkları, derilerini sürekli olarak temiz tutan ve hızlı yüzmelerini sağlayan yapılarıyla bilim dünyasının ve gemi endüstrisinin dikkatini çekti.

Köpek balıklarının derilerindeki bu kusursuz yaratılış, gemilerin en büyük sorunlarından birine nasıl çözüm oldu?

Yüce Allah bütün evreni yaratışının üstün örnekleriyle birlikte var etmiştir. Gözünüzü her nereye çevirirseniz bu muhteşem yaratılışın bir deliliyle karşılaşırsınız. Sürekli bir yenilik arayışında olan bilim dünyası canlıları inceleyerek her gün bu yaratışın detaylarına bir adım daha yaklaşıyor. Bunlardan biri de köpek balıklarından yola çıkılarak yapılan araştırmaların ulaştığı nokta...

Devamını Oku >>> Köpekbalığı Derisi Gemi Endüstrisine Yol Gösteriyor  

Yaşayan Fosiller

 

  • Bu amberin içinde kanatlı karınca fosili bulunmaktadır. Günümüzde yaşayan kanatlı karıncalarla, milyonlarca yıl önce yaşayan örnekleri arasında hiçbir fark yoktur. Bu da diğer canlılar gibi, karıncaların da evrim geçirmediklerinin delilidir.
  • FOSİL NO: AI0051
    YAŞ: 25 milyon yıllık
    DÖNEM: Oligosen
    BULUNDUĞU YER: Dominik Cumhuriyeti
    YAŞAYAN ÖRNEKLERİ:   

  • Resimde görülen 108 – 92 milyon yaşındaki çekirge fosilleri, çekirgelerin hep çekirge olarak var olduklarının delilidir.   Milyonlarca yıldır aynı olan çekirgeler, canlıların evrimleşmediklerini, yaratıldıklarını söylemektedirler.
  • YAŞ:  108-92 milyon yıllık
    DÖNEM: Kretase
    BULUNDUĞU YER: Santana Oluşumu, Ceara, Brezilya
    YAŞAYAN ÖRNEKLERİ:   

  • Resimde Baltık amberi içinde 50 milyon yıllık bir yaban arısı fosili görülmektedir. 50 milyon yıldır aynı olan yaban arıları, diğer tüm canlılar gibi, yaban arılarının da evrim geçirmediklerini, onları Allah'ın yarattığını göstermektedir.
  • YAŞ: 50 milyon yıllık
    DÖNEM: Eosen
    BULUNDUĞU YER: Kaliningrad, Rusya
    YAŞAYAN ÖRNEKLERİ: